2011 yılının başlarında Facebook’da “Kısa Film Arşivi” adlı sayfa ile hayatına başlayan topluluğumuzun, aynı senenin Eylül ayında Sine-Göz ismi altına taşınarak ilk tohumları atıldı.

Klasik, yüzlerce kısa film gösteriminden sonra uzun metraj filmlere Sine-Göz adı ile girişen web sayfamız, hiçbir reklam çalışması yapmadığı halde müdavimlerinin birbirlerine tavsiyesi ile onbinleri bulan bir sinefil deryasına dönüştü. Auteur ve kült filmler yayınlaması sebebiyle muadili bulunmayan Sine-Göz, hissettirmeden sinema tutkunları arasında bir ekol halini aldı.

Sine-Göz ülkemizde sinema sektöründe çalışan emekçilerin ve sinema öğrencilerinin film literatürünü geliştirmek ve dolayısıyla daha iyi eserler ortaya koymaları maksadıyla başlamış; sektörde olmayan her türden insana ulaşarak maksadını aşmış bir harekettir.

Başladığı günden beri hiçbir kurum ve ideoloji ile dolaylı da olsa bağ kurmamakta inat etmiş, bu inadından dolayı da zaman zaman kısa aralar ve nihayetinde uzun bir ara ile ödüllendirilmiştir. Resmi olarak sponsorluk veya reklam almayan Sine-Göz, sanatın parayla alım satımına karşıdır. Sine-Göz’e göre sanat eserinin gerçek sahibi, onu izlemeye, dinlemeye veya okumaya layık bulup iltifat edenlerdir. Bundan dolayı, Sine-Göz’de yer alan tüm eserlerin hakları, sitede bulunma liyakatı ile halk tarafından ödenmiştir.

Sine-Göz bir film izleme sitesi değildir. Taraf olmadığı için bertaraf olan ve ezilenlerin, sinemayı bir araç olarak kullanarak var olduklarının delilidir. Sinema, gerçekliğin verdiği huzursuzluk karşısında sadece teselli amacı taşıyan bir araçtır ve hiçbir araç aslolanın acısını gidermeye müktedir değildir. Sine-Gözcüler kurgu karşısında afyonlanmaz, referansları gerçekliktir ve gerçeklikten ayrılarak komplolara yönlendirilemezler. Sine-Göz bu istikametini var olduğu sürece devam ettirecektir.

Sine-Göz Kuramı

Sine-Göz kuramı “Üçlü Konsül” denilen Dziga Vertov, Mikhail Kaufmann ve Elizaveta Svilosa tarafından geliştirilmiştir. Vertov 1917 Ekim Devrimi‘nden sonra kuramını o dönemki Bolşevik iktidarının kendini halka anlatma ihtiyacı üzerinden şekillendirmiştir. Vertov’un çoğu filmi sosyalizmi ve çarlığı anlatmak amacıyla ülkenin dört bir yanını dolaşan Ajit-Tren adı verilen bir trenle gösterilmiştir.

Sine-Göz kurgunun bir afyon olduğunu savunur. Bu kurgular, seyirciyi sarhoş eder, böylece bilinçsizleşmiş seyirciye çarpıtılmış gerçekleri kabul ettirmek kolaylaşmaktadır. Bu nedenle sinemada gerçekçiliğin yer alması gerektiğini savunur.

Vertov sinemada birbiriyle bağlantısız görüntüleri montajlayarak bir araya getirir. Oluşan bütünün ifade ettiği şey artık bambaşka bir şeydir. Montajın, yönetmenin yaratıcılığını ve film üzerindeki etkisini gösterdiğini savunur. Sine-Göz kuramı üç ana unsurdan oluşur:

1. Kamera sadece görüntüleri kopyalayan değil gözün güçsüzlüğünün aşılması için bir araçtır. Vertov bunu şöyle anlatır: “…biz, olguları araştırmak ve organize etmek için; olayların kasten gerçekleştirildiği bir sistem, bir sanal düzensizlikler sistemi hazırlıyoruz. Şimdiye kadar kameraya karşı çıktık ve onu gözümüzün işlevini kopyalamaya zorladık. Kopyalama ne kadar iyi olursa filmin de o kadar iyi olduğu düşünülüyordu. Bugünden başlayarak kamerayı özgürleştiriyoruz ve onu ters yönde çalışmaya itiyoruz. İnsan gözünün zayıflığı açıktır. Sine-Göz’ü, hareketin kaosunda kendi hareketinin sonuçlarını keşfetmeyi; gücü ve kendini savunma potansiyeli ölçüsünce gelişen uzay-zaman boyutlarıyla savunuyoruz.”

2. Hareketlerin bütünlüğünü bozmadan parçalayan ve seyirciye bu parçalar arcılığıyla olayları anlatmayı kafa karışıklığı yaratmadan tercih eder. Vertov Şöyle anlatır: “…Bir ardışık hareketler sistemi, izleyicinin gözünün, görülmesi gereken ardışık ayrıntılara etkili aktarımı yoluyla dansçıların ya da boksörlerin hareketlerinin sırasına göre birbiri ardına film edilmesini gerektirir. Kamera, film izleyicisinin gözlerini kollardan bacaklara, bacaklardan gözlere vb. en avantajlı sırayla taşır ve ayrıntıları düzenli bir montaj çalışmasıyşa organize eder.”

3. Vertov’un Sine-Gözü; farklı hareketleri biraraya getirir, ayrıntıları her şekilde verir, kendi hareketlerinden daha yavaş veya daha hızlı değildir. Bütün hareketlerin hepsi evrende bir anlam ifade etmektedir. Vertov bunu şöyle açıklar: “…bir kamera, en karmaşık kombinasyonlardan oluşan hareketlerden başlayarak, bileşkelerinde çırpınıyor, hareketin kaosu içerisinde manevra yapıyor, hareketi kaydediyor. Zamanın ve uzamın limitlerinden bağımsız olarak evrende verilen herhangi iki noktayı biraraya getiriyorum, onları nerede çekmiş olduğumun hiç önemi yok. Benim yolum dünyanın daha taze bir algılanma yaratımına doğrudur. Bilinmeyen bir dünyanın şifresini yeni bir yoldan çözüyorum.”

Manifesto

  1. Drama halkın afyonudur.
  2. Kahrolsun beyaz perdenin ölümsüz kralları ve kraliçeleri! Yaşasın sıradan günlük işlerin başında kaydedilmiş ölümlü insanlar.
  3. Kahrolsun burjuva senaryoları!
  4. Drama kapitalistlerin elinde ölümcül bir silahtır. Biz devrimci günlük yaşamımızı sergileyerek bu silahı düşmanımızın elinden alacağız.
  5. Modern drama da eski dünyanın bir artığı, devrimci gerçeğimizi gerici şekillere sokma çabasıdır.
  6. Kahrolsun günlük yaşamımızın tiyatroda sahnelenmesi. Bizi olduğumuz gibi yakalayıp çekin!
  7. Senaryo uydurulmuş bir masaldır. Biz kendi hayatımızı yaşarken üzerimize biçilen görüntülere boyun eğmeyeceğiz!
  8. Herkes kendi işini yapsın, başkasının işini engellemesin! Sinemacının işi, bizi engellemeyecek bir şekilde çekmektir.
  9. Yaşasın halkın devrimci Sine-Gözü!