2011 yılının başlarında Facebook’da “Kısa Film Arşivi” adlı sayfa ile hayatına başlayan topluluğumuzun, aynı senenin Eylül ayında Sine-Göz ismi altına taşınarak ilk tohumları atıldı.

Klasik, yüzlerce kısa film gösteriminden sonra uzun metraj filmlere Sine-Göz adı ile girişen web sayfamız, hiçbir reklam çalışması yapmadığı halde müdavimlerinin birbirlerine tavsiyesi ile onbinleri bulan bir sinefil deryasına dönüştü. Auteur ve kült filmler yayınlaması sebebiyle muadili bulunmayan Sine-Göz, hissettirmeden sinema tutkunları arasında bir ekol halini aldı.

Sine-Göz ülkemizde sinema sektöründe çalışan emekçilerin ve sinema öğrencilerinin film literatürünü geliştirmek ve dolayısıyla daha iyi eserler ortaya koymaları maksadıyla başlamış; sektörde olmayan her türden insana ulaşarak maksadını aşmış bir harekettir.

Başladığı günden beri hiçbir kurum ve ideoloji ile dolaylı da olsa bağ kurmamakta inat etmiş, bu inadından dolayı da zaman zaman kısa aralar ve nihayetinde uzun bir ara ile ödüllendirilmiştir. Resmi olarak sponsorluk veya kurumsal himâye almayan Sine-Göz, sanatın parayla alım satımına karşıdır. Sine-Göz’e göre sanat eserinin gerçek sahibi, onu izlemeye, dinlemeye veya okumaya layık bulup iltifat edenlerdir. Bundan dolayı, Sine-Göz’de yer alan tüm eserlerin hakları, sitede bulunma liyakatı ile halk tarafından ödenmiştir.

Bağımsız olarak Ankara’da aynı adla yayın yapan Sine-Göz Dergisi ile, 2015 şubatında dava üzere kader birliğine giren Sine-Göz, sinematek vasfını genişleterek sinema ve film kültür alanında aktif olarak sesini daha da güçlendirmiştir.

Sine-Göz, taraf olmadığı için bertaraf olan ve ezilenlerin, sinemayı bir araç olarak kullanarak var olduklarının delilidir. Sinema, gerçekliğin verdiği huzursuzluk karşısında sadece teselli amacı taşıyan bir araçtır ve hiçbir araç aslolanın acısını gidermeye müktedir değildir. Sine-Gözcüler kurgu karşısında afyonlanmaz, referansları gerçekliktir ve gerçeklikten ayrılarak komplolara yönlendirilemezler. Sine-Göz bu istikametini var olduğu sürece devam ettirecektir.

Bir sinema topluluğu dergisi olarak başlayıp, başka topluluklardan veya topluluksuz sinema meraklılarının katkı koymasıyla şekillenen Sine-Göz Sinema Kültür Dergisiolarak epeydir suskunduk. Zaman zaman bu suskunluğu sorgulayan, “bakalım sonunda atılan adım bu kadar bekletmeye değecek mi?” sorusuna doğru yol alan şeyler duyduk ve “biraz daha bekleteceğiz sizi” derken mahcup olmaya da başladık.

Aslında biz de “bu suskun geçen sürenin sonunda nasıl bir adım atarız da, hakikaten değdi be arkadaş diyebiliriz?” sorusuna cevap arıyorduk. Ya en baştan bu yana harcanan emek ve biriktirilen deneyimler boşa gitmemeliydi, bizi ve takipçilerimizi daha ileriye taşıyacak bir noktaya evrilmeliydi süreç, ya da “sizinle tanış olmak güzeldi” öncesi gerekli açıklamayı yapabileceğimiz bir kararla noktayı koymalıydık.

SBF kütüphanesinde Cahiers du cinema göndermeli sohbetlerden yola çıkıldı, dergiye emek veren ekip genişledi zamanla, şairin “bir yıl kadar yetecektir dünyaya” diyerek andığı ve müjdelediği vakitlerin ardından gösterimler ve sohbetlerin parklara taşındığı da oldu. Bir süre sonra iyice hissedilir olan yavaşlama, bir ağırlık olarak çöktükçe derginin üstüne, Sine-Göz ufukta belirecek bir “yeniliği” gözler oldu.

Ha siz şu sine-göz müsünüz?” sorusunu çokça duymamızın sebebi, samimi bir çabanın ürünü olan sinegoz.com’du. Cevabımız ise hiçbir zaman “alakası yok” tadında olmadı, daha çok “amaçlar benzer, sadece yöntemlerden kaynaklı mecralar farklı” demenin biraz uzuncasıydı. Duyduğumuz soruya sebep bu değerli mecra, “arayışı doğru yönlendirecek bakışın aracı göz’lerin gücünü birleştirelim” dediğinde sevindik ve suskun geçen sürenin sonunda içimize sinecek cevabı bu şekilde verebileceğimizi düşündük.

Şimdi buradayız. Belki gün gelir derlediğimiz yazıları kağıt üzeri bir araya getirecek yeni sayılar basarız yeniden, belki gösterimler sonrası yeni sorular sormamızı sağlayan kendi aramızdaki söyleşilere çıkar yolumuz, ya da sanatın ve yaşamın diğer alanlarıyla sinemayı buluşturacak etkinliklere çağırırız belki sizi. Ama kesin olan şey, buradayız, eski yeni yazılarla… Biz yine yazacağız, siz de kendinizi bizden sayıyorsanız yazdıklarınız (Yazı Gönder) bizi daha da zenginleştirecektir.

Manifesto

Drama halkın afyonudur.
Kahrolsun beyaz perdenin ölümsüz kralları ve kraliçeleri! Yaşasın sıradan günlük işlerin başında kaydedilmiş ölümlü insanlar.
Kahrolsun burjuva senaryoları!
Drama kapitalistlerin elinde ölümcül bir silahtır. Biz devrimci günlük yaşamımızı sergileyerek bu silahı düşmanımızın elinden alacağız.
Modern drama da eski dünyanın bir artığı, devrimci gerçeğimizi gerici şekillere sokma çabasıdır.
Kahrolsun günlük yaşamımızın tiyatroda sahnelenmesi. Bizi olduğumuz gibi yakalayıp çekin!
Senaryo uydurulmuş bir masaldır. Biz kendi hayatımızı yaşarken üzerimize biçilen görüntülere boyun eğmeyeceğiz!
Herkes kendi işini yapsın, başkasının işini engellemesin! Sinemacının işi, bizi engellemeyecek bir şekilde çekmektir.
Yaşasın halkın devrimci Sine-Gözü!

İLETİŞİM

Adınız

E-Postanız

Konu

Mesajınız