Son Hokkabazlık (1964)

“Son Hokkabazlık”, Çek yönetmen Jan Švankmajer’in 1964 yapımı kısa filmidir. Bu film aynı zamanda yönetmenin ilk filmidir.

Filmin jenerik kısmında oyuncular ve set ekibi perde arkasında oyun için hazırlanırken görülür. Oyun, hem aktörler hem de Kuroko (Geleneksel Japon Tiyatrosu’nda karalara bürünen karakter) tarzı kuklalarla canlandırılan Mr. Edgar ve Mr. Schwarzwald adındaki iki pandomimvari hokkabazın, görünmeyen kitleyi tatmin etmek için çeşitli numaralar sergileyerek birbirine üstünlük kurmaya çalışmasını anlatır.

Her bölümün sonunda, ikili birbirini tokalaşarak tebrik eder. Fakat tansiyon yükseldikçe, dostça olan tokalaşmalar daha sert ve şiddetli bir hale gelir. Edgar ilk numarasında hamur kalıbı olan kafasının içine attığı bir balığın derisini, kafasındaki makine yardımıyla yüzer ve yer. Schwarzwald ise keman çalarak ortaya çıkardığı köpek kuklasını gergin ipte oynatarak onun bir adım önüne geçer. Kendi sırası gelince Edgar, vücudundan ve kafasında ayrı ayrı kollar çıkartarak çeşitli enstrümanları rastgele çalar, Schwarzwald da bu numarayı ayrı ayrı kafalar çıkartıp aynı anda birden fazla iş yaptırarak taklit eder. Bunun ardından Edgar birkaç sandalyeyi canlandırır ve sirklerdeki aslan terbiyecileri gibi kırbaçlayarak çeşitli numaralar yaptırır. Bu son numarasının ardından Schwarzwald artık gerginlikten hareket edemez olmuştur. Sinirini yine bir el sıkışması ile çıkarmak isteyen Schwarzwald, uzun uğraşlarının sonucunda Edgar’ın elini sıkar. Ancak bu kez el sıkma, haddini aşan boyuta gelir ve Edgar’ın kolu yerinden çıkar. Kavga daha şiddetli hale geldikçe ikili birbirlerini parçalara ayırır ve yok olmalarına sebep olurlar.

Filmin başından itibaren kafalarının kapağı açıldığında görülen böcek, filmin sonunda parçalara ayrılan Edgar ve Schwarzwald’dan geriye kalan tek şey olur. Kafalarını kurcalayan ve yanlışa iten davranışların bir temsili mahiyetinde kullanılan böcek teması, insan zihnindeki haset ve kibrin teatral yansıması olarak sergilenir ve bir mesaj olarak izleyiciye aktarılır.


Orjinal Adı: Poslední trik pana Schwarcewalldea a pana Edgara
Yönetmen: Jan Švankmajer
Koleksiyon: Sürrealizm

Yedinci Mühür (1957)

Orta Çağ’da savaştan bıkmış bir Şövalye, yanında yaveri ile Haçlı Seferleri’nden evine döner. Vebanın yol açtığı tahribatı görünce, böylesi bir ızdıraba neden olan Tanrı’dan kuşkulanmaya başlar. Çok geçmeden Ölüm (Azrail) onu da ziyaret eder; ancak Şövalye kaderine boyun eğeceğine Ölüm’e meydan okuyarak bir satranç oyununa davet eder. Kaybederse canından olmaya razıdır.

Buna koşut bir öyküde ise, genç, masum ve iyimser bir çift bebekleri ile birlikte küçük bir akrobat grubu ile köy köy dolaşırlar. Yolculukları sırasında, bağnaz dinciler kırbaçlama törenleri düzenler ve Tanrı’nın emirlerini yerine getirmeye kendini memur etmiş umarsız kişiler şeytanın esiri köylüleri yakarken, hastalığa uğramış köylerdeki insanların korku içinde yaşadıklarını görürler. Acı çeken Şövalye bu çiftle karşılaştığı zaman, onların birbiri ile olan aşkıyla rahatlarken, meş’um rakibi Ölüm, hepsinin kaderini tayin edecek olan son hamleyi yapmayı bekleyerek, uysal uysal bir kenarda oturmaktadır.

Bergman’ın, Tanrı’nın gövdesiyle bulutlanan bir dünyada insanın yaşamı üzerine varoluşçu eserlerinin ilki olan Yedinci Mühür, yönetmenin çocukluğunun etkisi altında geçirdiği ideallerin baskısını hissettiği bir dönemde yapılmıştı.

Bir rahip oğlu olan Bergman, tıpkı Şövalye gibi, modern dünya topyekün savaşları ve nükleer psikozu ile dini bir bakışı yalanlıyor görünse de, inancın sorunlarından kendini kurtaramıyordu. Seyrek, stilize tematik diyaloğu, ağırbaşlı ses efektleri ve vakur, melankolik müziğiyle Yedinci Mühür, dinsel deneyimin hem daha hafif hem de daha karanlık yanlarının nüfuz ettiği, belki biraz saplantılı, ama yine de çarpıcı bir film olarak varlığını günümüzde de sürdürüyor.


Orjinal Adı: Det Sjunde Inseglet
Yönetmen: Ingmar Bergman
Koleksiyon: Başyapıt

Baran (2001)

Tahran’da bir inşaatta amelelik yapan İran Azerisi Latif, aynı inşaatta kaçak olarak çalışan bir Afganlı iş kazasında yaralanınca Latif’in hayatı da beklenmedik bir yön alır. Sakatlanan işçinin yerine oğlu Rahmet çalışmaya başlar. Ailesini geçindirme derdindeki bu çekingen genç, bir süre sonra istemeden de olsa Latif’in kantindeki kıyak işini elinden alır. O andan itibaren Latif, Rahmet’e karşı büyük bir kin beslemeye başlar. Ancak bu büyük kin, bir sırrın açığa çıkmasıyla tam tersi bir yolculuğa yön verir.

Afganlar’ın İran’da ne kadar zor şartlar altında çalışıp yaşadığını, sosyolojik arkaplanında bize samimi bir şekilde gösteren film, ön planında ise çıkarsız ve ulaşılmaz aşkın en saf halini işleyerek seyircinin en mahrem hislerine ulaşabiliyor.


Orjinal Adı: Baran
Yönetmen: Majid Majidi
Koleksiyon: Başyapıt, İran